| |||||||||||
| |||||||||||
| |||||||||||
GÜNLÜK GAZETELERGALERİ |
"Açılım" Diye Esip Gürleyenler Farkına Varacak mı?
24 Haziran 2010, 00:37 Yitirdiğimiz, ailelerinin bin bir umutlarla büyüttükleri gencecik çocukların resimlerini televizyonlarda ve basında görünce insanın boğazına bir şeyler düğümleniyor; söyleyecek söz bulamıyor… Öncelikle bu acılı ortamda yazıma başlık bulamadım. Hayvanlar saldırdı desem hayvanlara haksızlık olur diye düşündüm. Yamyamlar desem gelişmemiş ilkel kabilelerin ne suçu var dedim. Sonunda hainler demekle yetindim. Şimdi açılım açılım diye esip gürleyenler ne der kendi iç muhasebelerini nasıl yaparlar bilemem. Kürt açılımının ne büyük fiyasko olduğunu ve bazı şer odaklarına güç verdiğinin artık farkına varmış olmalılar. Tansu Çiller hükümeti ve üçlü koalisyon PKK’yı bitirme noktasına getirmişti. Acaba onların neler yaptığı neden dikkate alınmıyor? Türkiye’nin bölünmez bütünlüğü için mecliste yemin eden hainlere terör örgütü demekten kaçınan bazı milletvekilleri miting alanlarına topladıkları kandırılmış insanlara yine savaş çığlıkları atarlar mı? Onların yaptıklarını gördükten sonra Zana ve arkadaşlarının ne günahı vardı diye düşünmekten kendimi alamıyorum.. Bunlara meydan neden boş bırakıldı? İmralı sanki savaş idare merkezi… Avukatların biri gidiyor diğeri geliyor; örgüte direktifleri iletiliyor. Sormak gerekir; bu ne biçim müebbet mahkûm diye… Aynı özveri diğer mahkûmlara da gösteriliyor mu? Adamın sivrisinekten rahatsız olmaması için her türlü önlem alınıyor, diğer hapishanelerdeki mahkûmlar üst üste yatıyor. Garip bir çelişki… Utanmadan “Beni serbest bırakın terörü bitireyim. AKP’nin Kürt açılımına destek vereyim” diyor. Yol haritaları düzenliyor… Yakalanıp Türk hükümetine teslim edildiği andaki görüntülerini, nasıl yalvardığını unutmak mümkün mü? Uzantıları ise İmralı’yı çözüm için sürekli adres gösteriyor!… Türkiye açılım fantezisinden bu yana 128 şehit vermiş… Her gün de kalleşçe yapılan saldırılarda şehit sayısının daha da artacağını söylemek için kâhin olmaya gerek yok… Bu hain saldırı öncesi Genelkurmay “PKK kanlı eylemlerini arttırarak devam ettirecek” uyarısını yapmıştı. Ardından örgütün yeni dönemde izlediği strateji hakkında da açıklamalarda bulunmuştu; “Bölücü terör örgütünün 4–5 kişilik küçük gruplar halinde, riski az, nispeten kolay hedeflere saldırılar düzenlendiği, uzaktan taciz eylemlerine ağırlık verdiği görülmektedir.” Basından öğrendiğimiz kadarıyla son saldırılarda yine böyle olmuş… Hakkâri’nin Şemdinli ilçesi sınırlarında Türkiye-Irak-İran sınır üçgenindeki birliklerimize gece yarısı aynı anda roket atar ve ağır makinelilerle yapılan saldırılar sonrası askerlerimiz göğüs göğse çarpışmışlar… PKK’lılar mevzilerin içerisine kadar girmiş... Bölgeyi bilemiyoruz, doğanın çok zorlu olduğu yerlerinden biriyse de günümüz teknolojisinde istihbaratın iyi çalışıp çalışmadığı da tartışılacak konudur. Her türlü koşullarda beş saat süren çatışmada yardım neden zamanında yetişmedi? Şehitler verildi… İnsansız Heroonlar neden bilgi toplamadı? Bu konuda çeşitli iddialar basında yer aldı. İsrailliler memleketlerine döndüğünden uçurulamadı deniyor? Ne derece doğru bilemiyoruz. Memleket menfaatlerini düşünmeden Arap aşkıyla yanıp tutuşanlar İsrail ile sorunlar yaşar ve bu yüzden sınırdan sızmaları önleyecek Heroonlar uçurulamayıp şehitler verirsek bunun vebali kimindir? Vatan sağ olsun, kanınız yerde kalmayacak, bölgede geniş çapta operasyonlar başladı demekle bu iş çözülemez… Barzani ve Talabani ile dostluk kurmakla, onlara kardeşim demekle sorun giderilemez. Meclisteki BDP dışındaki siyasi partiler artık ortak bir çözüm üretmek sorundadır. Oy kaygısını bir yana itip bölgede olağanüstü hali geri getirmek, içerideki olayları kışkırtanlar, varsa dokunulmazlıklarının da üzerine cesaretle gidilmelidir. İçerideki ve dışarıdaki hainlerin, işbirlikçilerin yaptıkları da yanlarına kar kalmamalıdır. Türk ordusu Avrupa’nın sayılı ordularından birisidir. Biz öyle biliyoruz. Ancak anlaşılan elleri kolları bağlı kendilerine karşı yapılan siyasi davranışlardan ötürü de morallerinin bozuk olduğunu sananlar da çoğunluktadır. Türk askeri PKK saldırılarına karşı, arkalarında hangi güç olursa olsun savunmada değil hücumda olmalıdır. Yoksa bizler yanlış mı biliyoruz? Bu saldırılar ve verilen şehitler bazılarını yeniden harekete geçirirse daha başka acılar da yaşarız. Toplum artık bu tür acıları kaldıramayacak duruma geldi. Bundan böyle saldırı havadan mı karadan mı olur onu bilemeyiz. Bilinen tek şey Türk insanı infial içerisindedir ve mutlak çözüm istiyor… Her saldırının ardından hamasi sözleri, acılı ailelerin görüntülerini ekranlarda görmekte istemiyor. Meşhur sözdür; ateş düştüğü yeri yakıyor. O bölgelerde yakınları olmayanların atıp tutmalarına, kahramanlık gösterilerine artık son verilsin. Bu arada merak ettiğim bir başka nokta da parayı bastırıp bedelli ve kısa dönem askerlik yapanlar, çürük raporu alanlar, 20 günlük askerlikten sonra çakı gibi askerdik (!) diye resim çektirenlerin şehit cenazelerini gördükten sonra hiç mi yürekleri sızlamıyor? “Hainlerin yanına kalmayacak” sözleri artık kimsenin umurunda değil, toplum bu konuda kesin çözüm istiyor… İsrail’in iki askeri için Filistin’i nasıl kan gölünü çevirdiği de unutulmamalıdır. Oysa biz şehitlerimizin sayısını unuttuk bile… Hiç olmazsa aynı soydan geliyoruz palavrası atarak Arap kardeşliğini öne çıkaranlar, I.Dünya Savaşında İngilizlerin kışkırtmasıyla askerimizi kalleşçe vuranlara gösterdikleri yakınlığın yarısını şehitlerimize de yapabilseler. Bakalım Filistin’e yardım götüren dernek aynı duyarlılığı, çoğu gariban olan şehitlerimizin ailelerine de yapacaklar mı? Sırası gelmişken her önüne gelene şehit diyenler de gerçek şehitlerimizin vatan için yaşamlarını yitirenler olduklarını anlamışlar mıdır? Erdem Yücel - Kenthaber Bu haber 567 defa okunmuştur.
|
![]()
HABER ARAEN ÇOK OKUNANLAR |
|||||||||
|
Copyright: CUBUK.NET Altyapı: MyDesign Haber Sistemi |
|||||||||||